KANATLARIMDA HEDİYELER

Asla bitmeyen bu döngüde yine iki gözümü açtım küçük evimde. Upuzun bir çınarın en bilinmez noktasında küçük bir kovukta uyuyan bir serçeyi kim fark eder ki? Eğer bir serçeyseniz yaşınız mühim olmuyor zaten her zaman ele avuca sığar oluyorsunuz. Bu sebeple yeter bana küçük evim.  Bu sabah içimi kıpır kıpır eden bir heyecan vardı. Bu heyecan, yağmur yağmış olmasını istememden gelirdi. Eğer gece yağmur yağarsa sabah çınarın yapraklarına yağmur damlaları düşerdi. Hava mis gibi kokar ve içiniz uçma isteğiyle dolardı. Gerçi bu heves olmasa bile uçardınız çünkü “Midesi aç bir serçe uyuyamaz!” derler. Yuvadan uçmadan evvel annem söylemişti. Belki de tek tesellim budur, bilinmez. Kovuğun ucuna geldiğimde kanatlarımı silkeledim ve uçmaya başladım. Gözlerim yavaş yavaş görme yetisini eski haline getirip uyku mahmurluğumdan kurtarırken arkamdan duyduğum sesle irkilmem bir oldu. Biz kuşlar yüksek bir ses duyduğumuzda refleks olarak gökyüzüne uçarız. Bu, gökyüzünün her zaman bizi koruyacağına inanmamızdan ileri gelir. Titreyen kafamı arkaya doğru çevirdiğimde gördüklerim gözümden bir damla yaş akıtmaya yetti. Çınar ağacım, küçük kovuğum, evim kesilmişti. Testereli iki canavara benzeyen insan evimi kesmişti. Üzüntüden ne yapacağımı bilemedim. Kafamda çok fazla şey düşünürken fazla uzağa gittiğimi fark ettim. Aslında karşımda gördüğüm orman beni mutlu etmişti. Hava kararıyordu ama bu ormanda eski çınarım gibi bir kavuk bulursam yeni evime “Merhaba!” diyecektim. Kanatlarımı eskisinden daha hızlı çarpmaya başladığımda bir kavuk buldum. İçine attığım adımla beraber titremem bir oldu. Karşımda kocaman bir baykuş vardı. Bana sarı gözleriyle bir bakış attıktan sonra “Korkma!” dedi. Kalakaldım. Art arda sorular sordu. “Kimsin, nereden geldin, ailen var mı?” ve daha niceleri… Hepsinde cevap veremeyip durmuştum. Kovuğun altından bir ses gelmişti. Ne baykuş kadar büyük ne benim kadar küçüktü bu hayvan. Bu bir tavşandı. Tavşan korkumu azaltmıştı çünkü baykuşa doğru şunları söylemişti: “Hey! Baykuş Hanım kibirli gaganızı lütfen serçenin üzerinden çekin.” Bu sözü anlamamıştım ama baykuş bu sözden sonra afallayıp gitmişti. Tavşan bana inmem için kaş göz edince indim. Tavşan soru sormadı sadece “Kalacak bir yerin var mı?” dedi. “Hayır” anlamında başımı sallayınca tavşan şöyle söyledi: “Eğer bana bir hediye verirsen evime gelebilirsin. Bu lafla beraber hızla kanat çırptım ve birkaç tane havuç bulup getirdim. Tavşan mutlu olunca evinin yolunu tuttuk ve işte bu bir serçe ile tavşanın hikâyesi. Kanatlarımda hediye, yanımda tavşan ve ben minik serçe…

ZEYNEP DEFNE ÜNAL

ODTÜ GV ANKARA OKULLARI  

6/A SINIFI ÖĞRENCİSİ 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

©2024 Öğrenci Teknoloji Takımı 2022 Emeği GeçenlerODTÜ GVO - BLOG

CONTACT US

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account