Sanat ve Hayat
Sanat insanın hayatında çok önemli bir yer alır. Mesela o gördüğünüz deniz manzarası bir sanattır, o gördüğünüz ağaçlar sanattır, o duyduğunuz kuşların cıvıltısı bir sanattır. Düşünsenize bunlardan hiçbiri hayatınızda yok. Yaşanılmazdı değil mi? Doğadaki o sesler, o muhteşem görüntüler olmadan yaşayamazdınız değil mi? Diyelim ki bir odadasınız, karanlık, kedilerin miyavlaması yok, ağaçların görüntüsü yok, manzara yok, bir ses, bir görüntü bile yok kısacası hiçbir şey yok. Yaşanır mıydı veya siz yaşar mıydınız? Sanmam. Hiç kimse orada, öyle bir ortamda yaşamak istemez değil mi? Sanat dediğimiz doğadır, doğadaki sesler, doğadaki görüntülerdir. Bunlar olmadan sanat olur mu? Asla yaşanamazdı! İnsanlar kuzenlerine, arkadaşlarına sorar “Sanatla ilgilenir misin?” diye. Böyle bir durumda o kişilerin, insanların anladığı şey “resim veya müzikle ilgileniyor musun, bir müzik aleti çalıyor musun, resim çiziyor musun?” olur ama sanat bu değildir ve insanlar bunu anlamazlar. Sanat doğanın güzelliğinden ilham alınarak oluşturulan bir şeydir. Mesela müzik nereden gelmiştir? Kuşların sesinden gelmiştir, ağustos böceklerinin sesinden gelmiştir, kedilerin miyavlamasından gelmiştir. Veya resim. O da deniz manzarasından, yıldızlı bir geceden, doğanın eşsiz güzelliğinden gelmiştir. Ve sanatın kendisi doğadan gelmiştir. O küçücük bir fidan olmasa belki şu anda hem sanat olmazdı hem de oksijenimiz azalırdı. Veya o küçücük kuş olmasaydı ne sanat olurdu ne de doğanın güzelliği. Sanatı doğanın kendisine borçluyuz ve bunu görebilmek bile bir sanattır. Aslında bunu görünce fark ettiğin bir şey daha var. Bunu görünce sanatın doğanın ta kendisi olduğunu anlarsın. Ve bunu anladığın anda salında sanat olmadan yaşanamayacağını da anlamış olursun. Kısacası yaşam olmadan sanat olmazdı ve sadece bunu fark etmek bile büyük bir sanattır.