HATALARIN MUCİZELERİ
Biz insanlar, diğer adıyla Homo sapiensler, yüzyıllardır dünyada bulunmaktayız. Her ne kadar bu uzun bir süre olarak görünse de evren için küçücük bir zaman dilimi. Bizler ise bu yüzyıllarda birbirinden farklı birçok yenilik yapmış, geliştikçe gelişmiş; en sonunda bilgi ve ilme karşı duyduğumuz susuzlukla günümüzde bile hâlâ devrimler yapmakta ve öğrenmekteyiz. Bunların hepsinin başlangıcı ise sadece bir hataya dayanmaktadır; insanoğlunun yaptığı en yararlı hataya…
Belki kuşların cıvıl cıvıl öttüğü bir gündü o gün, belki de yağmurun bardaktan boşalırcasına yağdığı… İnsanlar sadece gökyüzünde beliren ani bir parlamayla irkildiler ve bu olayın beraberinde getirdiği sıcak, gerçek dışı görünen bir maddeyi keşfettiler: Ateş. Bunu yararlı bulan insanlar ateşi tekrar yaratmaya, hayata yeniden (belki bir saniyeliğine de olsa) getirmeye çalıştılar. Bu uzun yolda aklınızdan geçmeyecek kadar fazla hata yaptılar… Ancak insanlar hata yapa yapa ve onları tekrar ede ede günümüzde bile olmazsa olmazlarımızdan biri olan ateşi gün yüzüne çıkardılar. Zamanla onu geliştirerek ocaklarda, sobalarda; endüstri ilerledikçe de fabrikalarda ve geri dönüşüm santrallerinde kullanmaya başladılar… Bunların hepsi hatalardan doğdu, gelişti ve evrildi. Biz insanlar hatalarımızdan ders çıkarırız, bu bizi güçlü kılar. Hatası olmayan insan hayatın güzelliklerini de görmemiş, tatmamış demektir. Çünkü kimse annesinin karnından mükemmel doğmaz; her insanın kusuru vardır ve bunlar da bizi eşsiz kılar. Asıl yapmamız gereken şey hatalarımıza sırt çevirmemek, aksine onlarla yüzleşip ders çıkarabilmektir.
Uzun lafın kısası, hatalarımız olmasaydı dünya tektipleşir, insanlar tekdüzeleşirdi. Hatalar bizi eşsiz kılar, sadece bizim bunun farkına varmamız lazımdır. İnsanlar da hatalarından ders çıkararak gelişir, eşsizliğine eşsizlik katar ve güzelleşir. Ünlü mucit Thomas Edison’ın da dediği gibi: “En büyük hata, hata yapmaktan korkmaktır.”