GÜLERYÜZLER KASABASI

Uzak denizlerin ortasında, rüzgârların bile yönünü şaşırdığı, haritalarda pek az görülen bir adanın ucunda Asıksuratlar Kasabası vardı. Bu kasabada ne ararsan bulunurdu: Turkuaz sularda yüzen binbir renkli balıklar, gökkuşağı gibi parlayan kumaşlar, tarçın ve lavanta kokularıyla sarılmış pazar yerleri… Ama işte her ne kadar dışı süslü görünse de, içi bambaşka bir dünyaydı burası. Kasabanın adı boşuna “Asıksuratlar” değildi. İnsanlar, alınları çatık, kalpleri kırgın, gözleri sanki sonsuza dek küsmüş gibi yaşarlardı.

Ama biri hariç…

Küçük kız. Adını kimse hatırlamazdı belki ama onun yüzündeki gülümseme kasabanın unutulmaz bir parçasıydı. Saçları hep rüzgârla dans eder, gözleri her sabah yeni bir umutla parlar, sesi kuş cıvıltılarını kıskandıracak kadar neşeli çıkardı. Göz göze geldiği herkes, farkına varmadan dudaklarının kenarına hafif bir kıvrım kondururdu. Ama o kıvrım uzun sürmezdi. İnsanlar yine kendi dertlerine gömülür, yüreklerine sevgi girmesine izin vermezlerdi.

Bir gün yine kasaba meydanında aylık hesap günüydü. Erkekler, ellerindeki defterlerle birbirlerine bağırıyor, yanlış hesaplarla birbirlerini suçluyordu. “Senin yüzünden zarar ettik!” diye haykıran sesler, martı çığlıklarına karışıyordu. Denizde çamaşır yıkayan kadınlar, suyun en berrak yerini paylaşamıyor, kovalarla birbirlerine su sıçratıyorlardı.

Küçük kız bir kayanın ucunda oturmuş, denizin içindeki yansımasına bakarak mırıldanıyordu:
“On kişi bir odaya sığıyor bazen… Biz neden koca kasabaya sığamıyoruz?”

Küçük kız yalnızdı. En yakın arkadaşı bir martı, bir de gökyüzüne çizdiği kalpli bulutlardı. Sevgi dolu kalbini kimse duymuyor, barış dolu düşüncelerini kimse görmüyordu. “Belki de benim kalbim çok fazla” diye düşündü bir gün, ama sonra kendine sarılarak fısıldadı:
“Hayır, fazla değil. Belki de bu kasabanın ihtiyacı olan şey bu kalp.”

Derken kış geldi. Fırtınalarla, karla, soğukla… Kasaba rüzgârın önünde eğilirken, insanlar daha da içlerine kapandı. Kıtlık başlamıştı. Evlerin bacaları tütmüyor, ekmek fırınları boş kalıyordu. Herkes korkmuştu ama yine de birbirlerine sırt çeviriyorlardı. Oysa küçük kız bir dilim ekmeğini bile paylaşmaktan çekinmiyor, yaşlı komşusuna battaniye götürüyor, soğukta titreyen kediye eldiveninden yaptığı kulübeciği bırakıyordu.

Bir gece, kar her yeri beyaz bir örtü gibi sarmışken, kasaba meydanından yükselen sesler kar tanelerini bile titretti. İnsanlar yine bağırıyordu. Bu kez gürültü, kar yığınlarını yerinden oynattı. Yukarıdaki dağdan çığ düştü, bembeyaz dev bir yorgan gibi kasabaya doğru yuvarlandı.

Panik içinde herkes, tek sağlam yapı olan Saat Kulesi’ne doğru koştu. O kule, kasabanın en yüksek noktasındaydı ve altındaki küçük meydanla birlikte insanlara sığınak olabilirdi. Küçük kız da oradaydı. Yanında yaşlı kadınlar, ağlayan çocuklar, korkudan titreyen erkekler… Saat kulesinin rüzgârda çınlayan çanı, onların kalp atışlarıyla yarışır gibiydi.

Bir sessizlik oldu. Sonra küçük kız konuştu. Sesi kısık ama içten, yumuşak ama güçlüydü:
“Bakın… Hepimiz buradayız. Aynı korkuyla, aynı umutla. Şimdi hepimiz, aynı saatin altında toplandık. Zamanın bile durduğu bu kulede, belki de ilk kez birbirimizi görebiliyoruz. Kalbimizde sevgi, dilimizde barış olursa… bu kasaba yeniden doğabilir.”

İnsanlar başlarını eğdi. Sessizlik bu kez utançtan değil, hayranlıktandı. Yaşlı bir terzi, küçük kıza battaniyesini verdi. Balıkçı, ceplerinden çıkardığı kurutulmuş balığı paylaştı. Çamaşır yıkayan kadınlar, birbirlerine sarıldı. O an, sadece saat değil, kalpler de tik-tak etmeye başladı yeniden.

Ve sabah olduğunda, güneş karların arasından gülümsedi. Kuleden aşağıya inen kasabalılar, ilk kez birbirlerine selam verdi. Gözlerde umut, ellerde yardımlaşma… Kasabanın adı o gün değişti. Artık orası “Güleryüzler Kasabası”ydı.

Küçük kız bir kayanın ucuna oturup denize baktı. Gözleri parlıyordu.
“Bak” dedi martıya, “kocaman denizlere sığamadığımızı sanıyorduk. Meğer bir gülümsemeye sığıyormuşuz.”

 

Tags: Edebiyat
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

©2026 Öğrenci Teknoloji Takımı 2022 Emeği GeçenlerODTÜ GVO - BLOG

CONTACT US

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account